Logo

mub-copie-2

Bethnahrin Ulusal Konseyi dörtüncü kongresinin sonuç bildirgesi

by / 0 Comments / 210 View / July 3, 2018

Bethnahrin Ulusal Konseyi MUB 4. kongresini 30.06-01.07.2018 tarihlerinde başarıyla gerçekleştirmiştir. Bu kongrenin hazırlıkları aylar önce ülke içinde ve dışında başlatılmıştır. Dolayısıyla kongreye video konferans tekniğinin desteğiyle tüm sahalardan güçlü bir katılım sağlanmıştır. Mücadelemizin anavatana ve halkımızın özgürlüğüne olan bağlılık iradesi bir kezdaha perçinlenmiştir. Ülke ile diaspora arasında kurulan ulusal mücadele köprüleri ve örgütsel kurumların ne kadar önemli oldukları birçok yönleriyle anlaşılmıştır.

 

MUB’nin 21. Yüzyılda halkımızı Ortadoğu’da ve uluslararası düzeyde temsil eden, tanıtan ve haklarını savunan öncülüğü daha fazla görülmeye ve dikkate alınmaya başlamıştır. Yaşadığımız süreç bir yanıyla 1915 soykırım yıllarını anımsatırken, diğer yanıyla tüm tehlikeleri karşılaşmamıza rağmen direnen örgütlü gücümüzle halkımızı büyük bir fedekarlıkla savunuyoruz. Şehitlerimiz kanlarıyla çağımızın kahramanlık destanını yazarak ölüme karşı yaşamın zaferini müjdelemişlerdir. MUB’nin 4. kongresi şehitlerimizin omuzlarımıza yükledikleri ulusal sorumlulukların bilinciyle gerçekleşmiştir. Bu kongrede genel başkanımızın politik raporu çerçevesinde, Ortadoğunun gerçekliği, halkımızın tarih boyunca yaşadığı sorunlar ve çözüm perspektifleri ortaya konulmuştur.

 

Halkımızın içinde kronikleşen bölücülük hastalığı, vatansızlaşma ve asimilasyona uğrama tehlikesi, egemen güçlerin soykırımcı politikaları üzerinde durulmuştur. Çünkü Ortadoğu’daki statükocu güçlerin ırkçı ve dinci zihniyetleri anlaşılmadan oluşturdukları tehlikenin boyutları ve halkımızı yok etme amaçları da anlaşılmayacaktır. Bölgemizde devam eden savaşların ve sömürünün birçok sebebi vardır. Bu sebeblerin başında yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynakları gelmektedir. Dolayısıyla enerji yataklarının bulunduğu bölgeler dünyanın savaş merkezleri haline de gelmişlerdir. Ortadoğu büyük güçlerin siyasi, askeri, ekonomik alanlarda savaş meydanı olması bir tesadüf değildir. Bölgedeki diktatörler, bir yandan uluslararası güçlerle ittifaklar yaparken, diğer yandan bölgesel statükoyu tekrar güçlendirmeye çalışmaktadırlar. Çünkü birinci, ikinci körfez savaşlarıyla ve 2011 yılında yaygınlaşan halk isyanlarıyla ve meydana gelen teknolojik, ekonomik ve toplumsal gelişmelerle statüko ağır bir darbe almıştır. Ortadoğu’daki statükocu devlet sistemleri ve bu sistemlere hükmeden aile, klik ile grupların ideolojileri ile bunları destekleyen uluslararası bazı güçler El Kaide ve onun türevi IŞİD vahşet örgütünü ortaya sürdüler. Bölge halklarına ve insanlığa karşı büyük bir terör estirilerek, onbinlerce insan barbarca katledilip, milyonlarca insan yerinden yurdundan göç ettirildi. Böylece statükocuların tekrar insiyatif almalarına zemin oluştu. Halkların demokrasi, özgürlük talepleri karşısında güç kaybeden bölgenin fundamentalist ırkçı diktatörleri IŞİD’le bir alakaları yokmuş gibi tekrar sahneye çıkmalarıyla birlikte, halkların kazanımlarını hep birlikte saldırmaktadırlar. Bethnahrin Ulusal Konseyi olarak statükocu güçlerin imha, inkar ve tekçi politikalarına karşı demokratik, özgür, çoğulcu ve laik bir toplumu savunuyoruz. Halkların ortak yaşamı inşa etme projesini hayata geçirmek için mücadele veren Kürt, Arap, Pers ve uluslararası özgürlük hareketlerini selamlıyoruz.

 

Suriye, Irak, Lübnan, Türkiye ve halkımızın yaşadığı birçok ülkede verdiğimiz ulusal, toplumsal kurtuluş mücadelesiyle statükocu, soykırımcı zihniyete karşı direniş bayrağını ezilenlerle birlikte her alanda yükseltiyoruz. Halkımızın mücadelesi ulusal, toplumsal, kültürel ve tarihsel nitelikler taşımaktadır. Çünkü egemen güçler halkımızın uluslaşmasına, özgürce yaşamasına hiçbir dönemde imkan vermemişlerdir. Ülkemiz coğrafik olarak bölünürken halkımız da dağıtılmış, dinamikleri tahrip edilmiştir. Dolayısıyla Bethnahrin Ulusal Konseyi yeniden bir diriliş, birlik ve uluslaşma hareketinin öncüsü olmuştur.

Kongremizde tarihsel, güncel ve geleceğe ilişkin halkımızı ilgilendiren, etkileyen onu tarihten yok etmeye çalışan politikalara ve geleceğini belirleyen çözüm projelerine ilişkin tespitler yapılmıştır. Geleceğe ilişkin oluşturulan perspektifler doğrultusunda tüm saha ve kurumlarımızın dört yıllık faaliyetleri değerlendirilmiş, eksik ve yanlışlıklardan dersler çıkarılmıştır. Geçen dört yıllık süre içerisinde halkımız IŞİD vahşet örgütü ile onun destekçilerinin soykırım saldırılarına maruz kalmıştır. IŞİD’in barbarca saldırılarına karşı mücadelemiz ve halkımız başta Suriye ve Irak olmak üzere dünyanın her yerinde büyük bir direniş sergilemiştir. Habur direnişi ve halkımızın Habur direniş şehitlerimizin öncülüğünde ayağa kalkması yeni bir tarih sayfası açmıştır.

 

Ülkede ve diyasporada yaşayan halkımız, MUB’nin dördüncü kongresi ile yeniden ulusal birliğe çağrılmıştır. Çünkü halkımızın gelecekteki varlığının güvencesi, ulusal özgürlük mücadelemizdir. MUB uzun yıllardan beri kararlı ve kesintisiz bir direniş sergileyerek halkımızın tarihsel, kültürel ve toplumsal dinamiklerini güçlendirmektedir. MUB öncülüğünde verdiğimiz mücadele adım adım gelişerek büyük bir atılıma ve devrimci bir iradeye dönüşerek, toplumun her kesimini etkilemektedir. Bu kutsal yolda yapılan her toplantı ve kongre büyük bir eylem gücüne dönüşerek, halkımızın özgürlük ihtiyacı doğrultusunda gelişmelere cevap verilmiştir. 30 Haziran – 1 Temmuz 2018 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz MUB’nin 4. kongresiyle önümüzdeki döneme cevap verme iddiası ve kararlılığı herkese göstermiştir.

 

MUB halkımızın siyasal, örgütsel ve ulusal birliğinin öncüsü olarak dünyadaki ve bölgemizdeki gelişmelerini yakından takip ederek halkımızın özgür geleceğinde temel bir rol oynamayı hedeflemektedir. Dünyadaki siyasal, ekonomik kriz ve çatışmalar kuşkusuz bütün insanları ve halkları yakından etkilemektedirler. Son yılarda demokratik değerlere, insan haklarına büyük bir saldırı söz konusudur. Kadın üzerindeki şiddet ve aşırı sömürü her yönüyle devam etmektedir. Ortadoğu’da farklı halklara ve kimliklere karşı soykırım siyaseti dünyanın gözleri önünde devam etmektedir. Süryani-Asuri-Keldani-Arami halkımız değişik saldırılarla demografik değişime uğratılarak sahip olduğu maddi-manevi değerlere el konulmaktadır. Geçen dört yıllık süreç içerisinde meydana gelen gelişmeler değerlendirildiğinde gaspçı zihniyetin tahribatlarıyla yüz yüze gelmekteyiz. Çünkü halkımızın tarihi eserleri birçok yerde talan edildi. Ülkemizin her parçasında farklı gelişmeler yaşansa da statükocuların ittifak halindeki saldırıları her yerde birbirine benzemekte ve tamamlamaktadırlar. Geçen dört yıl boyunca siyasal, örgütsel, diplomatik, askeri ve diğer alanlarda yoğun çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalarımız, uluslararası boyutlarıyla halkımıza umut, güven vererek direniş ruhunu, cesaretini vermiştir.

 

Irak’ta IŞİD’in saldırılarıyla büyük bir kaos, yıkım, talan ve kanlı bir süreç yaşanmıştır. Halkımız otonomi taleplerle mücadelesini yükseltirken 6 Ağustos 2014 tarihinde IŞİD’İn saldırısına uğradı ve  Ninova Ovası işgal edildi. Halkımız Ezidi ve diğer halklarla birlikte yeniden bir soykırıma maruz kaldı. IŞİD’e karşı verilen mücadele ve ulusalararası koalisyonun desteğiyle Ninova Ovası tekrar özgürleştirildi. Halkımız kendi siyasal, ulusal statüsü için mücadelesini daha da yükseldi. Ancak 25 Eylül 2017 tarihinde Irak Kürdistan bölgesinde yapılan bağımsızlık referandumu statükocu ve gerici bütün güçleri harekete geçirdi. 16 Ekim 2017’de Kerkük’ün Haşdi Şahbi tarafından ele geçirilmesi ile birlikte mücadelemizin ve halkımızın Ninova Ovası merkezli federasyon talebi de sekteye uğradı. Ancak otonomi, federasyon, eyalet ve bölge statüsüne dayalı halkımızın kendini yönetme mücadelemiz devam etmektedir. Bu konuda da ulusal birlik ve uluslarası düzeyde önemli adımlar atılmıştır.

 

Suriye’de 2014 yılında başta Gozarto ve Kuzey Suriye’de önemli adımlar atıldı. Burada halklarla ortak bir yönetim oluşturuldu ve halkımız her alanda temsil edildi. Gozarto’da elde edilen kazanımlar tarihi kazanımlar olduğu kadar ulusal birliğimizi ve toplumsal değerlerimizi güçlendiren bir zemini de oluşturmuştur. Irak’taki gelişmeler ve statükocuların halkların kazanımlarını yok etme siyaseti her ne kadar Rakka’nın 17 Ekim 2017 tarihinde özgürleştirilmesini gölgelemeye çalışmışlarsa da halkların direnişini ve gelişmesini durduramadılar. 20 Ocak 2018 tarihinde Afrine karşı başlatılan saldırı ve işgal Kuzey Suriye halklarına karşı statükocu güçlerin açtığı bir savaştır. Kuzey Suriye’de halkların direniş mücadelesi devam ederken mücadelemiz siyasal, örgütsel, askeri ve diğer alanlarda bölgesel ve uluslararası düzeyde güç kazanarak dikkate alınan bir merkez haline gelmiştir.

Türkiye’de mücadelemiz öncülüğünde halkımızın kimliği savunularak temsil edilmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerde halkmızın iradesi ezilen halklarla birlikte Türkiye parlamentosuna taşınmıştır. Lübnan’da siyasal, ulusal mücadelemiz devam etmiş, halkımızın toplumsal değerleri temsil edilmiş talepleri ve sesi uluslararası platformlara ulaşmıştır.

 

Diasporada yürütülen siyasal, örgütsel, diplomatik, ekonomik ve diğer alanlardaki çalışmalarla önemli kazanımlar elde edilmiştir. Dış ilişkiler geliştirilmiş Avrupa‘da, Amerika‘da ulusal, kurumsal konferanslar düzenlenmiş, halkımızın ulusal talepleri farklı platformlarda gündeme getirilmiştir. Yoğun çalışmalarla geçen dört yıllık sürede birçok ülke 1915 soykırımını tanımıştır ve başka ülkelerin de Sayfo‘yu tanıması için çalışmalar devam etmektedir.

 

MUB öncülüğünde geliştirilen ulusal toplumsal mücadelemizin temel güçlerinden birisi kadın örgütlenmesidir. Kongremiz kadınların tüm üst yönetim organlarında eşit bir şekilde yeralmasını, tüzüksel ilkelere bağlaması çağdaş ve demokratik bir gelişmenin en ileri adımlarından birisidir. Atılan bu adımla kadın yoldaşların ve yurtsever kadınların iradelerini temsil etme zemini oluşturulmuştur. Bundan sonra kadınların büyük bir cesaret ve özgüvenle hiçbir engel tanımadan mücadelede yer almaları halkımızı ve kadın örgütlenmesini daha da güçlendirecektir.

 

Önümüzdeki süreçte halkımızın gençliğine de tarihi ve ulusal görevler düşmektedir. Gençlik öncü rolünü her alanda oynamalı ve ulusal değerleri temsil etmelidir. Bu temelde kongremiz, halkımızın yurtsever gençliğini siyasal, örgütsel, diplomatik, kültürel ve savunma alanlarında harekete geçmeye çağırıyor.

 

Geçmişte olduğu gibi gelecekte de basın-yayın kurumlarımızın çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bunun için basın-yayın kurumlarımız her sahada örgütlenmeli halkımızı mücadelemizin gerçekliği hakkında bilgilendirip aydınlatmalıdırlar. Bu alanda kazanılan tecrübelerle ve yapılan çalışmalar halkımıza umut verdiği gibi, ulusal birliği de geliştirmektedir.

 

Bethnahrin Ulusal Konseyi tüm kurumlarıyla bir bütün olduğunu göstererek her türlü saldırı ve anti propagandalara karşı dimdik ayakta kalarak direnişçi çizgisini daha da güçlendirmiştir. MUB’nin 4. Kongresi, örgütsel birliğimizi geleceğe daha güçlü cevap verebilme irademizi pekiştirmiştir. Bu temelde siyasi, ulusal çalışma programımızı her sahada hayata geçirmenin özgüveni, atılımcı bir ruhla harekete geçmiştir.

 

MUB’nin tüzük ve programı yeni döneme cevap verebilecek nitelikte düzenlenmiş şekliyle hayata geçirilecektir. MUB Genel Başkanlığına, tekrar Başkanımız Mikhayel Naim Hadodo yoldaş seçilmiştir. MUB yönetim kurulu asil ve yedek üyeleri seçilerek büyük bir katılımla güçlendirilmiştir.

 

MUB’nin 4. Kongresiyle geçen dönem ile gelecek arasında güçlü bir halka ve kilometre taşı olarak yeni kazanımları hedeflemektedir. Bu hedefler doğrultusunda bütün saha kurumlarımız halkımıza yol gösterek ulusal birlik adımlarını atmaya karar vermişlerdir. MUB ulusal birlik ve halkımızın değerlerini savunma mücadelesini her alanda nüyük bir kararlılıkla yürütmeye devam edecektir.

 

Bu temelde alınan kararlar:

  • Ulusal birlik çalışmalarının halkımızın siyasal, kültürel, toplumsal kurum temsilcileriyle genişletilmesi.
  • Mücadelemizden ayrılan bütün kişilerin, hainler dışında, affedilmesi. İsteyenlerin tekrar faaliyetlerde yer alması.
  • Tüm saha ve kurumların MUB üye toplantılarını yapması.
  • Mücadelemize karşı her türlü saldırıya cevap verilmesi.
  • MUB çalışma programının her saha ve kurum tarafından hayata geçirilmek amacıyla yıllık planlamaların yapılması.
  • Merkezi ve sahalar düzeyinde eğitim kurumlarının ve sisteminin geliştirilmesi.
  • Mücadelemizin temel özelliklerinden birisi olan demokratik bir toplumun inşasıdır. Bunun için MUB’nin tüm yönetim organlarında ve kurumlarında kadınların eşit sayıda yer alması.
  • Halkımızın üzerindeki baskı ve asimilasyon politikalarından dolayı farklı inanç ve etnik kimlikler içerisinde eritilmeye çalışılan fakat halen kendini halkımızdan sayan kesimlere yönelik çalışmaların yapılması.
  • Tarihsel köken olarak halkımızın bir parçası olan Sabi-Mandai’lere yönelik çalışmaların yapılması.
  • Süryani-Asuri-Arami-Keldani halkımızın uluslararası düzeyde daha etkin bir şekilde temsil edilmesi.
  • Kongremiz, statükocu, gerici ve faşist saldırılara karşı halkların ittifakını, yeni yaşam kültürünü, demokratik, federal, konfederal bir sistemi esas aldığını ortaya koymuştur.

 

Bu temelde halkımız kendi öz mücadelesine ve öncülüğüne güvenmeli, MUB’un kurumları etrafından ulusal kurtuluş iddiasıyla örgütlenmelidir. Çünkü her yurtsever görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğinde zafer mutlaka halkımızın olacaktır.

 

Yaşasın halkımızın ulusal birlik mücadelesi.

Yaşasın MUB’un 4. Kongre iradesi.

Yaşasın Ortadoğu halklarının demokrasi, özgürlük ve ortak yaşam mücadelesi.

    

BETHNAHRİN ULUSAL KONSEYİ (MUB)

YÖNETİM KURULU

02.07.2018

Your Commment

Email (will not be published)